MAVİ KİTAP KUMPASININ İÇYÜZÜ VE SOYKIRIM YALANI

Ermeni tertipleri ve Perinçek Davası

Esas konuya girmeden önce, Türkiye açısından çok büyük önem kazanan ve temyiz duruşması 28 Ocak 2015’te Strazburg’daki AİHM’de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) yapılan Perinçek Davası’na kısaca değinelim.

Denenen üç yol: Ermeni soykırım iddiaları, daha doğrusu soytarılıkları ile ilgili  tertipler genelde üç ana konuda kendisini gösteriyordu.

  • Birinci olarak, önceleri karar taslaklarında veya kararlarda “1915 olayları” denilirken, son zamanlarda “1915-1923 olayları” denmeye başlandı. Tabii amaç, suçu (!) Cumhuriyetimize de bulaştırmak…

  • İkinci olarak, karar taslakları veya kararlar önceleri yalnızca Ermenileri kapsarken, son İsveç örneğinde de görüldüğü gibi, Osmanlı topraklarındaki/Anadolu’daki tüm gayrimüslim toplulukları (örneğin Süryaniler, Keldaniler, Nesturiler ve hatta Pontuslular) içermeye başladı. Buradaki amaç da gayet açık: Osmanlıyı/Türkleri, bu topraklarda yaşamış Müslüman olmayan tüm topluluklara düşman göstermek

  • Üçüncü olarak, iddiaları takviye ve tazminat elde etmek için mesnetsiz dolaylı yollar denenmeye başlandı. (Axa Sigorta örneğinde olduğu gibi, 100 yıl önceki Osmanlı Ermenilerinin miras kalan sigorta poliçelerinden medet umulması.)

Ermeni diasporasının bütün bu gayretkeşlikleri sonucunda, dünyadaki 193 bağımsız devletin sadece 20’sinde parlamentolar soykırım kararı alabilmiştir. Üstelik, bu suçun işlendiğine dair hiçbir mahkeme kararı olmadığı halde…Yani bu parlamento kararları hukuki değil, tamamen siyasi amaçlı olmuştur.

Bardağı taşıran dördüncü  yol ve Perinçek Davası:  Bunlarla yetinmeyen ve Ermeni kimliğini soykırım iddiasıyla ayakta tutmaya çalışan diasporanın gözü kara girişimleri sonucunda Fransa ve özellikle İsviçre’de bir dördüncü yol denenmiştir:  Soykırımı inkarın özel kanunlarla suç sayılması… 

 

Soykırım iddialarının 100. yılında bardağı taşıran damla da bu akla ziyan hukuk dışı yol olmuştur.

 

Olayın kısa özeti şöyle: İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, rahmetli Rauf Denktaş’ın kurucusu olduğu Talat Paşa Komitesi olarak (daha önce Paris ve Berlin’de yaptığı gibi) 2005’te Lozan’da kanuna açıkça karşı çıkıp, “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” dedi. Yargılandı, hüküm giydi, kefaletle serbest kaldı. Mücadeleden yılmadı, 2007’de İsviçre iç hukuk yolları tükenince, AİHM’de bu karara karşı dava açtı ve 17 Aralık 2013’te II. Daire’nin verdiği kararla davayı kazandı. Daire kararında İsviçre mahkemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti. (İsviçre’de ne bu konuda görüş birliği ve ne de bir yargı kararı mevcuttu.)

İsviçre’de ve Ermenilerde şok etkisi yaratan bu kararı İsviçre AİHM’de temyiz edince, 28 Ocak 2015’te duruşma yapıldı ve Türkiye’den giden kalabalık grupların, Avrupa Türklerinin, parlamenterlerimizin ve  resmi temsilcilerimizin desteğinde Doğu Perinçek, savunmasını çok başarılı şekilde yaptı. Özetle, “Davanın soykırım değil ifade özgürlüğü davası olduğunu, Avrupa’nın kendi değerlerine sahip çıkacağına inandığını” söyledi. (Temyiz kararının birkaç ay içinde açıklanması ve yaygın kanaate göre II. Daire kararının onanması bekleniyor.)

Ermeni iddialarına karşı en büyük mücadeleyi verenlerin başında gelen ve milletçe asla faili değil, mağduru olduğumuz bu iddialar karşısında bizlere tercüman olan cesur yürek Doğu Perinçek’i, ayrıca farklı siyasi görüşlerden de olsa destek verenleri gönülden kutluyoruz.  (7 Şubat 2015 tarihli Sözcü’de, bu davanın önemi ve muhtemel sonuçları konusunda, deneyimli gazeteci Uğur Dündar’ın, bilge diplomat ve eski parlamenter Şükrü Elekdağ’la çok önemli bir söyleşisi yer almaktadır.)

Yalanın kaynağı Mavi Kitap   

 

Bu giriş ve bilgilendirme bölümünden sonra, Ermeni yalanlarının en önemli kaynağı olan İngiliz kumpası “Mavi Kitap yalanları” konusuna girebiliriz. (*)

Bizim için çok önemli kitap: İrlanda’da 2009 yılında yayınlanmış “Unutulan Yönleriyle İrlanda’nın Türkiye’ye karşı Büyük Savaşı: 1914-1924” (Forgotten Aspects Of Ireland’s Great War On Türkey: 1914-1924) adlı kitap; isminin aksine İrlanda’nın, Türkiye’yle savaşını değil İngiltere’ye karşı bağımsızlık mücadelesini anlatıyor. Ama bunun yanında, ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara ve en önemlisi Mavi Kitap bağlamındaki Ermeni soykırım yalanlarının tarihi belgelerine de ilk defa yer veriyor.

 

Kapağında Atatürk’ün kalpaklı bir fotoğrafı olan, 21×14 cm ebadında ve küçük puntolarla 540 sayfa bu kitap, Belfast’ta tarihçi Dr. Pat Walsh tarafından yazılmış. Dr.  Walsh, İrlanda ulusal mücadelesinin sosyalist aydınlarından bir tarihçidir.

Londra’da Atatürk Konferansı: Tarih 26 Ocak 2010. İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği (İADD) Londra Üniversitesi’nde bir konferans düzenliyor. Bu konferansa, içlerinde diplomatlar, bilim adamları ve aydınların da olduğu 350 kişiyi aşkın bir davetli katılıyor. Konferans İngilizce yapılıyor ve konusu “21. Asrın Lideri: Mustafa Kemal Atatürk.” Konuşmacılar; Fuad Kavur ve  değerli eserleriyle Türkiye’de de çok tanınan İngiliz tarihçi Andrew Mango.

Konferans sırasında İADD standını ziyaret eden İrlanda’nın ATHOL yayınevi editörü ve yetkilileri, İADD yöneticilerine 2009 yılında yayınladıkları bu kitabı sunuyor.

 

Atatürk ve İrlanda’nın Bağımsızlığı: 2009 yılında yayınlanan kitabın tanıtımı, Dublin ve Belfast’ta Öğretmenler Sendikası tarafından yapılmış. Sn. K. Güner anılan notunda, “Bu kitapta İrlanda ve dünya tarihinde ilk defa açıklanan tarihsel belgelerin ışığında dile getirilen düşüncelerin siyasallaşmasının, dünya politikalarında deprem etkisi yaratabileceğini” belirtiyor.

Yine nota göre, Dr. Pet Walsh kitabın ön sözünde şu vurguyu yapıyor: “İrlanda Cumhuriyeti Atatürk’ün açtığı yoldan kurulmuştur. Atatürk sadece Türk Devleti’nin değil, İrlanda Cumhuriyeti’nin de kuruluş temellerinde vardır…”

 

Bu çok önemli eserde Mavi Kitap çalışmalarının nasıl organize edildiği ve yürütüldüğü konusunda da  önce şu bilgilere yer veriliyor:

Türklere karşı kampanya ve Ermeni katliamı fabrikasyonu 1914 yılında kurulan gizli bir örgütlendirmenin içinde oluşturuldu. Britanya devlet yapısı içindeki bu gizli örgüt 1914 sonbaharında adını, o tarihte İngiliz Parlamentosu’nun kalbi olan ve Buckingham Sarayı’nın yanında bulunan Wellington House’da örgütlenen Savaş Propaganda Bürosu’ndan alıyordu. Doğrudan dışişlerine bağlı olarak kurulan bu gizli örgütün tüm bilgileri ve dokümanları savaştan sonra Wellington House’un şaibeli bir şekilde tamamen yanmasıyla yok oldu. Bu gizli örgüt ve Türkler aleyhindeki propaganda faaliyetleri 1935 yılına kadar ortaya çıkmadı.”

Eserde Türklere karşı bu gizli örgüt ve Mavi Kitap çalışmalarının üç temel hedefi de özetle şöyle açıklanıyor:

  • İngiltere kamuoyunda mevcut olumlu Türk imajının tersine çevrilmesi,
  • ABD’nin İngiltere’nin yanında savaşa sokulması,
  • Bu sayede kazanılacak I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı topraklarının paylaşılması için gerekli altyapı hazırlanması.

 

Mavi Kitaptaki akıl almaz tuzaklar

 

Anti-Türk Propagandasının Modeli: Yazar, Ermeni soykırımı yalanının Londra’da İngiliz devletinin içinde oluşturulmuş bir gizli örgüt eliyle nasıl üretildiğinin ve malum “Mavi Kitabın” bu örgüt tarafından nasıl piyasaya sürüldüğünün, dünyaya dağıtıldığının belgelerini ilk defa açıklıyor.

 

Sayın Kağan Güner’in özetlediği kitap bilgilerine göre, Anti-Türk propagandasının modeli 20 Şubat 1917 yılında The Times gazetesinde çıkan bir makale ile başladı. Yazarın adı Mark Sykes idi. Türklerin “700 bin” Ermeni’yi kestiğini ilk olarak Sykes dile getirdi. Sykes The Times gazetesinde çıkan makalesinde şunları dile getiriyordu:

“… Kısa zaman öncesine kadar, İngiltere’de Genç Türk denilince akla, Anadolu’ya geziye giden romantik İngiliz seyyahlar ve politikacıların da katkısıyla, dürüst ve temiz bir savaşçı olan Türkler geliyordu… Bir kez daha şu Genç Türk’e Alman üniforması ile bakın, Alman militer sesi. Alman Teknik eğitimiyle yetişmiş Genç Türk. Alman profesörleri ona kitle propagandası, politika ve patlayıcıları öğretmiş… 2,5 yıl boyunca katliamlar yaptı, ihanetler yaptı, bütün anlaşmaları ihlal etti, savaş esirlerimizi katletti, yaralılarımızı öldürttü, kadınlarımızı rehin aldı ve halen daha birileri ‘temiz savaşçı Türk’ (clean fighting Turk) diyor… Bu Türkler 700 bin Ermeni’yi katlettiler, Lübnan’da açlık ve sefillik yarattılar, Yahudi kolonistleri yok ettiler…”

Sykes’in The Times gazetesinde yayınlanan bu makalesi, 100 bin kopya basıldı. 30 bin adedi Amerika’ya gönderildi. Sykes’in mektubu Ermenilerin öldürülmesini temel alarak oluşturulan Anti-Türk Kampanyası’nın modeli oldu. (Syf.207)

Ermeni Soykırım yalanları Başlıyor: Bu konuda da kitapta şu bilgilere yer veriliyor:

 

“Wellington House gizli propaganda bürosu, İngiltere’nin o tarihe kadar yetiştirdiği iki önemli tarihçiyi görevlendirdi: G.P. Gooch ve Arnold Toynbee. Toynbee, Wellington House’da tarihçi olarak değil, propagandist olarak görevlendirildi. Toynbee az sonra değineceğimiz meşhur Mavi Kitap’ı da Wellington House memuru olarak yazdı. Wellington House’da Türkleri hedef alan kitapların uzun bir listesi mevcut. (…) Daha geçtiğimiz yılda (2008’de) Lord Avebury’nin eline alarak Ankara’ya geldiği Mavi Kitap konusunda İngiltere, bu kitabın savaş döneminde propaganda amacıyla yazıldığını dile getirdi bugüne kadar. Ama kullanmaya da ısrarla devam etti. (Tarihçi Toynbee 1922’de yayımlanan Western Question and Turkey adlı kitabının 50. sayfasında, Mavi Kitap’ın propaganda amacıyla yazıldığını belirtiyor.)

 

Çünkü bu kitabın ardında başka gerçekler de var. Mavi Kitap’ın öncelikli amacı, Malta sürgününü gerçekleştirmek ve ABD’yi savaşa sokmaktı.

 

(…) Türkler aleyhine uzun bir liste oluşturan bu kitaptaki tüm kurmaca malzeme, yazarlar arasında tek bir merkezden çıkan akademik referanslarmış gibi kullanıldı.(…) Değişik yayınevlerinden değişik kitaplarda kullanılan kaynaklar. Aslında tüm kitaplar tek bir merkezden çıkmış. Yazarlar birbirlerinin çalışmalarından haberleri yokmuş gibi birbirlerine referanslar veriyorlar… “

 

Nota göre şu ek bilgiyi de verelim: Tam anlamıyla bir fabrikasyon ürünü olan bu Mavi Kitap, Haziran 1915 ayında 2,5 milyon adet basıldı ve dağıtıldı. 1916 yılında 200 ve 1917 yılında 400’ün üzerinde yayınevi tarafından 17 dile çevrilerek  milyonlarca basıldı…

 

Yazar Dr. Pat Walsh kitabına şu notu da düşüyor (s.198): Mavi kitap, gelecekte kullanılmak üzere raflarda tozlanmaya bırakıldı, ta ki Britanya’nın Türklere karşı kullanmasına tekrar ihtiyaç duyuluncaya kadar…”

 

Türklere karşı ajanlaştırılan İngiliz yazarlar ve gazeteciler Dr. Pet Walsh devam ediyor:

 

Wellington House’da Türklere karşı yapılan kurmaca Ermeni katliamı haberlerinin esas hedefi ABD idi. (S: 207) Savaş Propaganda Bürosunun başında milletvekili Charles F. Masterman bulunuyordu. Eski kabine Bakanı ve Daily News gazetesinin edebiyat editörü olan Masterman, Asquith Hükümeti’nde bakanlık yapmıştı. Asquith kendisini bu gizli büronun başına davet ettiğinde misyon çok netti: İngiltere’nin düşmanlarını kötü ve şeytan, İngiltere’yi ise haklı göstermek… İşin başında bu büro Almanlara karşı örgütlenmişse de daha sonra Türkler özel çalışma alanı oldu…”

 

Masterman görevi kabul ettiğinde, İngiliz edebiyatının önde gelen 25 yazarını Wellington House’a davet etti. Toplantının amacı Britanya İmparatorluğu’nun savaştaki çıkarlarını korumaktı. Yazarlara bu örgüt ve toplantının başlatacağı faaliyetler hakkında hiçbir yere bilgi sızdırmamaları dikte edildi. Welligton House’daki bu toplantılardan ve çalışmalardan, Ermeni katliamı haberlerinden İngiliz Parlamentosu’nun bile haberi olmadı.”

 

Wellington House’daki gizli toplantılara kimlerin katıldığı kitapta isim isim yazılıyor. (S: 192) Dr. Walsh bu bilgileri ilk kez kitabında açıklıyor ve bu toplantının en geniş katılımlı yaratıcı (!) ve akademik toplantı olduğunun vurgulandığını belirtiyor.

İkinci toplantı bu sefer gazetecilerle yapıldı: İngiltere’nin önde gelen gazete editörleri örgütte bir  araya geldi. (Kitapta bu konuda da isimler veriliyor.)

Wellington House gizli bir yapılanma olduğu için yayınların özel yayınevleri tarafından basılması ve dağıtımı görevini de üstlendi. Yayınevi editörleri bu amaçla Wellington House’a çağrıldı. Oxford University Press ve Macmillan başta olmak üzere dünyanın en büyük ve prestijli yayınevleri örgütlenmeye dahil edildi. Oxford University Press ve John Murray yayınların dağıtım işini üstlendiler. “

Dr. Walsh, Türklere karşı Ermeni fabrikasyonun bu korkunç metodunu ortaya sererken bir örnek veriyor ve o yıllarda hayalet romanlarında bile bu kaynakların (!) kullanıldığını açıklıyor. Başka bir ifade ile, bu kaynakların da kurgu romanlar gibi düzmece olduğu itiraf edilmiş oluyor.

 

İngiliz medyasına dönüştürülen ABD medyası:  Dr. Walsh devam ediyor: 17 dile çevrilerek milyonlarca basılan Mavi Kitap broşürleri ABD’deki bütün kütüphanelere, doktor kliniklerine, berber dükkanlarına dağıtıldı. Savaş yıllarında 7 milyonu aşkın kopyası dünyadaki fikir üreticilerine yollandı. Özel hedef ABD’ydi. Gilbert Parker, ABD’deki 13 bin etkili ismin listesini çıkardı. Bu seçkin kişiler, Devlet Propaganda Bölümü’nden belge aldıklarını bilmeden, bu zarfların kendilerine İngiliz elitlerinden gönderildiğini zannettiler.

 

Savaşın başlamasıyla beraber İngiltere Almanya’dan ABD’ye giden  iletişim hatlarını ve kabloları kesti ve ABD’ye tüm bilgi akışı sadece İngiltere’den gerçekleşmeye başladı… Alman haber ajansları sansürlendi ve böylece İngiliz medyası Amerikan medyasına dönüşmüş oldu…

 

ABD’ye yapılan karşıt propagandanın amacı; Anadolu’da Ermenileri protestanlaştırmak için faaliyet gösteren ABD’li misyonerlerin hazırladıkları zemin üzerinden bu ülkeyi savaşa dahil etmekti. Türklerin Doğu Avrupa’da Yahudileri katlettikleri (yalanları), Amerika’daki Yahudi cemaatini ayrıca harekete geçirmeye yetiyordu.

 

 (…) İngiltere’nin Amerika’ya yönelik propagandasının bir diğer nedeni de, Amerikan elitlerinin savaş yıllarında İngiltere’ye değil Almanya’ya sempati duydukları gerçeği idi.”  

 

 

 Tarihle yüzleşmek: Notta şu bilgi ve yorumlara da yer veriyor:

  • Walsh bu saptamayı yaparken, İrlandalı tarihçilere Gelin tarihimizle yüzleşelim çağrısı yapıyor. Türkiye’de aynı çağrıyı yapan ‘”aydın” takımının Atatürk’ü reddetmesinin aksine, Dr. Walsh Belfast’ta Atatürk’ü 2010 yılında halkının karşısına çıkartıyor. Bunu da bir tarihçi sorumluluğu ile yapıyor (…)

 

  • Bu kitapta, Osmanlı İmparatorluğu ile Britanya İmparatorluğu arasındaki devlet mekanizmasını karşılaştırıyor. Osmanlı’daki hoşgörünün Britanya devletinde olmamasının felsefi temellerini tartışıyor.

  • Ayrıca İrlanda ulusal mücadelesinin Türkiye ve Atatürk’ü kendilerine model olarak nasıl aldıklarını açıklıyor: “(…) İrlanda tarihi Türkler açısından pek bilinmez. Oysa (…) İrlanda halkının İngiliz emperyalizmine karşı mücadelesine dair Atatürk’ün Meclis konuşmaları ve Kuvayı Milliye Dergisi’nde başyazılar mevcuttur.”

  • Bu nedenle Türkiye’nin özellikle Ermeni soykırım yalanlarına karşı verdiği mücadeleye, kimsenin aklına gelmeyen İrlanda’dan uzanan destek aslında hiç şaşırtıcı olmamalı…

  • Bilindiği gibi, Avustralya ve Yeni Zelanda ulusal uyanışının başlangıcı Çanakkale Savaşı olarak gösterilir. Anzaklar olarak bilinen, Britanya İmparatorluk ordusu içindeki Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar ilk defa Çanakkale’de “Artık İngiliz değiliz” demişlerdir.

 

  • Malta sürgünlerine de tuzak: Fabrikasyon yalanlarına alet olan İngiliz tarihçi Toynbee’nin, Türkiye ile benzer şekilde Almanya’nın Belçika’da yaptığı insanlık dışı işlemlere dair fabrikasyon haberlerinin hiçbirinin doğru olmadığı da savaştan sonra ıspatlandı. (Bkz. Journal of Contemporary History, Haziran 1979)

Fakat Britanya Hükümeti, 1920-1921 yıllarında mavi Kitap’ta yazılanları delil göstererek Türklerin o zamanki ulusal önderlerini Malta’ya sürgüne gödertti. Mahkeme heyetine Mavi Kitap verilmesine karşın, iki yıl süren yargılamalardan sonra, yargı sanıkları delil yetersizliğinden serbest bıraktı…

 

Sonuç ve öneriler

  • “Su uyur düşman uyumaz” boşuna dememişler. Asla faili değil, mağduru olduğumuz davada, özellikle emperyalistlerin kuklası diaspora üzerinden 4 T hedefleri (tanıtma, tanıma, tazminat ve toprak) için tarihimize sürülmek istenen kara lekeye karşı 100. yılda nihayet aklımızı başımıza toplayarak çok daha etkin bir program çerçevesinde hareket etmeliyiz. Bu kapsamda, özellikle Mavi Kitap bağlamında en azından şunlar yapılabilir:

  • Konunun (aslında Tüm Ermeni iddialarının) partiler üstü bir anlayışla ele alınması, hazırlanacak programın (milli strateji ve eylem planının) ilk maddesi olmalıdır. Türk  milletinin ve devletimizin bekası için hayati önemdeki bu konuda özellikle üç büyük siyasi partimiz mutlaka bir araya gelmelidir.

 

  • Bu konuda çok önemli bir dayanak teşkil edeceğine inandığımız bu kitabı, başta Dışişleri Bakanlığı ve Türk Tarih Kurumu olmak üzere, ilgili kuruluşlarımız en iyi şekilde değerlendirmelidir.

  • Bu kitap en kısa zamanda, Türkçeye ve ilgili başka dillere çevrilmeli, merkezde ve taşrada tüm kamu kurum ve kuruluşlarına, siyasi partilere, üniversitelere, medyaya, meslek ve sivil toplum kuruluşlarına, yurt dışı temsilciliklerle Türk derneklerine, uluslararası kuruluşlarla önde gelen yabancı üniversitelere dağıtılmalıdır. (Bu kitaba şimdiye kadar ilgisiz kalınması anlaşılır gibi değildir. Kitabın ismi farklı çağrı yapıyor olabilir, ama kapağındaki Atatürk resmi de mi yanlış anlamayı önlemeye yetmiyor? Yayın kuruluşlarımız, ilgili kurumlarımız bir dış yayını sadece kuru ismine göre mi değerlendiriyorlar?)

 

  • Bu kitapla ilgili olarak yurt içi ve yurt dışında ilgili yerli ve yabancı tarihçilerin de katılımıyla halka açık konferanslar/seminerle düzenlenmelidir.

  • Bu konferanslara özellikle kitap yazarı Pat Walsh ve diğer İrlandalı tarihçiler davet edilmeli, Mavi Kitap yalanları yanında, Çanakkale ile başlayan İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesinin Türk kamuoyuna anlatılması sağlanmalıdır.

  • Türk Tarih Kurumu’nun Ermeni masası yeni uzman kadrolarla takviye edilmeli, burası bir “masa” değil, bir merkez/enstitü statüsüne yükseltilmeli ve bu kitaptan da yararlanılarak yayınlanacak kısa özlü el kitabı niteliğindeki ek yayınlar öncelikle eğitim kurumlarına dağıtılmalıdır.

  • Üniversitelerimizde Ermeni iddiaları ve benzeri saldırılarla ilgili enstitüler/birimler kurulmalı, bunların ve benzeri akademik/stratejik kuruluşların çalışmaları teşvik edilmeli ve bunlar öncelikle Türk Tarih Kurumu ile yakın işbirliği içinde çalışmalıdır.

  • Ermeni soykırım soytarılıklarına karşı “Biz Osmanlı arşivlerini açtık, gelip incelesinler” türü yaklaşımlardan bir an önce sıyrılarak, bu ve yerli-yabancı arşivlerdeki belgeleri, işbirliği/işbölümü ile oluşturulacak bilim heyetleri vasıtasıyla bizzat Türk ve dünya kamuoyu ile paylaşmalıyız. (Osmanlıcaya, mezar taşlarını okumaktan çok daha önce bu belgeleri okumak için ihtiyacımız vardır.)

 

  • Önümüzdeki ki ay içinde yeni şoklar yaşamamak için, Perinçek Davası ile sağlanan avantaj da değerlendirilerek gerekli etkinlikler yurt içinde ve dışarda mutlaka yapılmalıdır. Bu kapsamda Talat Paşa Komitesi’nin yeni girişimlerine destek verilmelidir.

 

  • Almanya ve Belçika örneklerinde olduğu gibi, İngiltere’ye resmen başvurularak, Mavi Kitap olayının bir savaş propaganda ürünü olduğunun teyiden açıklanması ve düzmece ürünlerinin artık kullanılmaması ısrarla talep edilmelidir.

 

 

Son söz

“ Yalana bir gün avans verin, o sürede öylesine kök salar ki, aradan 100 yıl geçse temizleyemezsiniz” diye bir özdeyiş vardır. Ermeni yalanları konusunda yaşadığımız tam da budur.

Son İsveç örneğinde görüldüğü gibi; sözde soykırım kararları bir taraftan yaygınlaştırılarak (1915 yerine 1915-1923 dönemi), bir taraftan da kapsamı genişletilerek (yalnızca Ermeniler yerine tüm gayrimüslim unsurlar) geleceğimiz için yeni zehirli tohumlar ekmektedir.

Bunun bilincinde olarak gereken adımları elbirliğiyle ve ara vermeksizin atmalı; 100. yılda acı sürprizlerle karşılaşmamak için mutlaka tedbirli olmalıyız. Ve en önemlisi, bu milli davamızı, 24 Nisanlarda “Obama ‘soykırım’ demedi!” düzeyine asla indirgememeliyiz…

—————————————————————————————————————–

Açıklamalar:

(*) Bu konuda bana da ulaşan bir iletide çok önemli bilgiler var. (Bkz. İngiltere ADD Yönetim Kurulu Başkanı  Sn.Kağan Güner’in 19.03.2010 tarihli ileti ekindeki bilgi ve değerlendirme notu.) Bu bilgi notundan ve bir arkadaşımız (Sn. Eyüp Sabri Çarmıklı) vasıtasıyla temin ettiğimiz bu kitabın Türkiye’yi yakından ilgilendiren bölümlerinin tercümesinden yararlanarak, 2010’da Ulus Gazetesi’nde 4 bölümlük bir yazı kaleme aldık. Önemi nedeniyle bu incelememizin güncel özetine bu yazımızda yeniden yer veriyoruz.

 

 

PAYLAS